The Shining

1980 yapımı korku/gerilim türü başyapıtlarından ‘The Shining’, usta oyuncu Jack Nicholson’un hayat verdiği Jack Torrance isminde emekli bir öğretmenin Overlook Oteli için iş görüşmesine gitmesi ve kış aylarında otel kapalıyken görev yapması gerektiğini öğrenmesiyle başlar. Film, Jack’in ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen metafiziksel olayları konu alır. Aynı zamanda bir kitap yazmayı düşünen Jack, kış aylarında tamamen karlar yüzünden sessizliğin büründüğü bu oteldeki işi fırsat olarak görür ve eşi Wendy ile çocuğu Danny’i de alarak otele gelir. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan küçük oğlu zamanla otelin içerisinde yalnız olmadıklarını, geçmiş ve gelecekten gelen hayaletlerle birlikte yaşadıklarını görür ve ailesini buna inandırmaya çalışır. Bu sırada otel müdürü ve aşçı Dick onlara oteli gezdirir, mutfağı gösterir, etrafı tanıtır.

Danny gibi özellikleri olan aşçı Dick, Danny ile bu konularda sohbet ederek birbirlerini tanımaya başlar. Danny, bu özellikleri sayesinde otelde bazı olumsuzlukların olduğunu anlamıştır. Otelde yıllar öncesinde işlenmiş cinayetler vardır ve bu cinayetlerden geriye kalan hayaletler hala otelin içindedirler. Dick bunu bildiği gibi Danny de bunu hissetmiştir. Sonrasında herkes otelden ayrılacak ve Jack ile ailesi yalnız kalacaktır. Çok büyük olan otelde ilk aylar sorunsuz bir şekilde geçmiştir ve 6 ay sonra görevleri bitecektir. Danny, bu süre zarfında otelde öldürülen iki kız kardeşin hayaletlerini ve banyoda ölmüş olan yaşlı bir kadının hayaletini görmüştür ancak ailesi ise bu gibi durumlara henüz tanık olmamıştır. Özellikle Stanley Kubrick’in bu sahnelerde kullandığı stedicam çekim tekniğinin film yapıtaşlarından olduğunu söyleyebiliriz. Bu şekilde o sahneler daha uzun çekilebilmiş ve gerilim dozu fazlasıyla arttırılmış.

Gün geçtikçe Jack akli dengesini kaybetmeye ve otelin içindeki hayaletlerle iletişim kurmaya başlayacaktır. Aile bir kar fırtınası sebebiyle dağda bu otelde mahsur kaldığında ise Jack doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirilir ve yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar. Stephen King tarafından romana sadık kalınmadığı için çok tepki almasına rağmen Stanley Kubrick’in çekimleri ve Jack Nicholson başta olmak üzere oyuncuların performansları bu filmi kültleştirmiştir. Gerilim filmi sevenlerin bayılacağı bu başyapıtı herkesin izlemesini tavsiye ediyoruz.